Osmanlı Adaletinin Temel Taşı: Kazaskerlik Kurumu

Osmanlı Adaletinin Temel Taşı: Kazaskerlik Kurumu

Kazasker ya da Kadıasker, Osmanlı Devleti’nde şer’i davalara bakan yüksek dereceli askeri hâkimdi. Görevi, kadıların verdiği kararları denetlemek ve gerektiğinde bozarak yeni kararlar almaktı. Aynı zamanda kadı, müderris ve din görevlilerinin atamalarını yapma yetkisine sahipti. Osmanlı’da adalet teşkilatının en önemli isimlerinden biri olan kazaskerler, zamanla yetkilerinin büyük bir kısmını Şeyhülislam’a devretmiştir.

Kazaskerlik, Osmanlı idari yapısında önemli bir görev olup, kelime olarak “kadı” ve “asker” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Kazaskerler, ilmiye sınıfına mensup olup, yüksek dereceli medrese eğitiminden geçmiş kişiler arasından seçilirdi. Giydikleri kıyafet de ilmiye sınıfına özgüydü ve bu makam, Osmanlı hukuk sisteminde en yüksek mertebelerden biriydi. Kazaskerlerin kıyafetleri, genellikle uzun ve geniş kollu kaftanlardan oluşurdu. Üzerlerinde değerli kumaşlardan yapılmış, altın işlemeli ve bazen kürklü cübbeler bulunurdu. Başlarına ise Osmanlı ulemasına özgü kavuklar takarlardı. Bu kavuğun sarılış biçimi, diğer ilmiye sınıfından ayrılan özel bir şekle sahipti.

Kazaskerler, Divan-ı Hümayun’un doğal üyeleri arasında yer alırdı ve divan toplantılarında, veziriazamın sağında vezirler, solunda ise kadıaskerler otururdu. Şeyhülislamlar divana katılmaya başlamadan önce, divandaki tüm şer’i meseleler kazaskerler tarafından çözüme kavuşturulurdu.

Kazaskerlik makamı, 1480 yılına kadar yalnızca Anadolu Kazaskeri olarak tek bir birim hâlindeydi. Ancak bu tarihten sonra, Osmanlı’nın genişleyen topraklarına uygun olarak Rumeli Kazaskeri ve Anadolu Kazaskeri olarak ikiye ayrıldı. Rumeli Kazaskeri, protokol ve rütbe açısından daha yüksek bir konumdaydı. Kazaskerler divanda şer’i meselelerle ilgilenirken, örfi davalara ise nişancı ve vezirler bakmaktaydı.

Yavuz Sultan Selim’in İran Seferi sonrasında, Osmanlı Devleti doğu bölgelerinde daha etkili bir kontrol sağlamak amacıyla merkezi Diyarbakır olan üçüncü bir kazaskerlik makamı oluşturdu. Ancak zamanla bu makam kaldırılarak, Osmanlı Devleti kazaskerlik görevini tekrar ikiye indirdi.

16. yüzyılın ikinci yarısına kadar, müderris ve kadı atamaları kazaskerlerin önerisiyle sadrazam tarafından padişaha sunulurdu. Ancak ilerleyen yıllarda bu yetki, Şeyhülislam’a devredildi. Belirli maaşlı müderrislerin ve kadıların tayin yetkisi ise kazaskerlerde kaldı. 17. yüzyılın başlarına kadar kazaskerlerin atamaları, sadrazam tarafından padişaha arz edilerek yapılırdı. Ancak bu süreç zamanla değişti ve şeyhülislamların da bu atamalarda söz sahibi olduğu bir düzen benimsendi. Başlangıçta kazaskerlerin görev süresi iki yıl olarak belirlenmişti, ancak 17. yüzyıldan itibaren bu süre bir yıla düşürüldü. Bununla birlikte, bir kazaskerin aynı makama tekrar atanması mümkündü.

Kazaskerlik kurumu Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar varlığını sürdürdü. Görevleri yalnızca adli ve idari konularla sınırlı kalmayıp, olağanüstü durumlarda avarız adı verilen vergilerin toplanması gibi mali işlerle de ilgilenmek zorunda kalmışlardır. Günümüzde kazaskerlik makamı doğrudan karşılık bulmasa da, yetkileri açısından bugünkü Adalet Bakanı ve Milli Eğitim Bakanı’nın görevleriyle benzerlik göstermektedir. Kazaskerler, hem adli hem de eğitim alanında yetkilere sahip olduğu için, bugünün yargı ve eğitim sisteminde farklı bakanlıklar tarafından yürütülen görevleri üstlenmişlerdi.

Kerim Yarınıneli/KerimUsta.com

Kaynaklar:

Kerim Usta

This Post Has 2 Comments

  1. Mehmet Uçar

    Teşekkürler

Yorum yapmaya ne dersiniz?